dumaduma



Gönderen Konu: Prof. dr. Ömer Kuru anlatıyor  (Okunma sayısı 1180 defa)

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 1547
    • Profili Görüntüle
KupaAS  Ankilozan Spondilit Hastaları Dayanışma Grubu    KupaAS  Ankilozan Spondilit Hastaları Dayanışma Grubu     KupaAS  Ankilozan Spondilit Hastaları Dayanışma Grubu

  • *
  • İleti: 32
    • Profili Görüntüle
Ynt: Prof. dr. Ömer Kuru anlatıyor
« Yanıtla #1 : 16 Eki 11, 18:09 »
  • Duvarıma Gönder
  • teşekkürler  sayın muzo.ben isterimki bizim hastalığımız daha fazla tanıtılsın .toplum bu hastalığı bilsin.sadece bunu yaşayan bizlerin ve yakınımızdakilerin bilmesi yetmez.merak edipte  hastalığımı soran olduğunda , hastalığım adını söylediğimde a bu ne biçim hastalık ilk defa duyuyorum diyenlerle çok karşılaştım.oysaki bu hastalık türkiyede çok yaygın.bizi görenler uzaktan sanki çok sağlıklıymışız zannederler. halbuki  bizim ağrılarımız sürekli var ve o ağrılı dönemlerde inanın dolmuşa binmeye yolda yürürken bir minik taşa çarpıp denge kaybına uğramaya oturduğum yerden özellikle işyerinde acaba kalkabilecekmiyim korkularıyla yaşamak ....bunu sadece bizler biliriz.bazı arkadaşlarımız var, iş yerlerinde çalışılmayacak koşullarda çalışması için zorlanan.bu da çok acı verici  ve hastalığı iyice ilerletici bi durum.toplum bu hastalığı tanımalı . yanımızda çalışanlar ve çalıştıranlar özellikle....

    • *
    • İleti: 35
      • Profili Görüntüle
    Ynt: Prof. dr. Ömer Kuru anlatıyor
    « Yanıtla #2 : 17 Eki 11, 10:18 »
  • Duvarıma Gönder
  • kesinlikle sayın nisel.gerçekten türkiyede çokmu yaygın o konuyu bilemiyorum.çünkü bırakın adını hastalığa yakalanını bile görmedim çevremde ben.gerçi birde hastalığını bilmeyen ve konulmamış teşhislerde sözkonusu.bunlar önemli.benim aileme sorsalar onlar bile bilmez adını.sadece romatizma derler.ağrıların ne dayanılmaz ve bezdirici olduğunu ancak bizler bilebiliriz...kötü olanda bu..yere düşen bişeyi almakta, bir araca binmekte, duraklarda, özellikle mağazalarda(mağazaların çoğunda koltuk yada sandalye olmaması çok sinir bozucu bu arada)hele hele ev temizliği yaparken yada yapamazken :silly: nasıl göründüğümü yada ne düşündüklerini merak ederim.sinemaya uzun süredir gitmiyorum.yolculuklardan kaçınıyorum..hep özürlüymüş gibi olmaktan yoruluyorum bazen..doktorlarada güvenim kalmadı artık.herkes rant peşinde.kimsenin umrunda değil senin rahatsızlığın...nasılki şeker, tansiyon, fıtık hakkında sürekli doktorlar çağırılıyor, halk bilgilendiriliyorsa, birazda bizim rahatsızlığımız hakkında bilgi verilsin..belki çok negatif oldum ama durum böle..herkese ağrısız günler diliyorum..

    • Yönetici
    • *
    • İleti: 1547
      • Profili Görüntüle
    Ynt: Prof. dr. Ömer Kuru anlatıyor
    « Yanıtla #3 : 17 Eki 11, 12:10 »
  • Duvarıma Gönder
  • Sizlere hak vermemek mümkün değil. Hastalık ne kadar çok bilinirse farkındalık o kadar artar. Bunun hastalığın tedavisine bir katkısı olmasa da erken teşhisin ne kadar önemli olduğunu hepimiz biliyoruz.

    Doğru ve planlı çalışmalarla bunu başarmak mümkün. Örneğin Türkiye'de 30 bin MS hastası olmasına rağmen bu hastalığı herkes bilirken, 500 bin olduğu tahmin edilen (bence çok daha fazladır) AS'lilerden kimsenin haberi yok.

    Çünkü bu tür farkındalık çalışmaları örgütlü olarak yapılmalı. Bizler sadece dertlerini paylaşan bir grup insanız. Yapabileceğimiz de bu kadar.

    Oysa ortada bir dernek var. Ama ne iş yaptığını bilen yok. İnternet üzerinden sohbet hizmeti veriyor.

    Ne bakanlık düzeyinde bir çalışması var ne medya ilişkisi.

    Güya Uluslararası toplantılara katılıyorlar. Hiç birisinin sonucu hakkında bir bildirge yayınlamıyorlar. Neler konuşuldu? Son gelişmeler neler? Türkiye olarak bu hastalığın tedavisinde neredeyiz? Tıs yok. Turistik gezi bir nevi. Bari ne yiyip içtiğinizi anlatın ona da razıyız.

    KupaAS  Ankilozan Spondilit Hastaları Dayanışma Grubu    KupaAS  Ankilozan Spondilit Hastaları Dayanışma Grubu     KupaAS  Ankilozan Spondilit Hastaları Dayanışma Grubu

    • Son AS'li kalana kadar
    • *
    • İleti: 3151
      • Profili Görüntüle
    Ynt: Prof. dr. Ömer Kuru anlatıyor
    « Yanıtla #4 : 17 Eki 11, 13:31 »
  • Duvarıma Gönder
  • Bizim bir kere bu hastalığın adı ofsayt, "ankilozan spondilit" çok uzun ve telaffuzu zor, sedef, üveyit, chorn gibi kısa ve tek kelimeli bir ismi olsaymış iyiymiş ama neredee.
    Gülgün feyman bile üveyit'i önce duymuş sonra duyduğunda hemen hatırladı ama seneye Ankilozan spondilit'i sorun hatırlamaz, akılda kalıcı değil ki.

    Tanıtım meselesine gelince, yaşam kalitesini bozar, ilerleyici bir hastalık gibi tanımlarda bence yetersiz kalıyor, helede egzersiz, spor gibi aktivitelerde gibi cümleler işin içine girince olay tamamen farklılaşıyor.
    Günümüzde sağlam insanların kaçı egzersiz yapıyor(?)
    Bilinç altı der ki bunlar egzersiz yaptığına göre bizden sağlamlar.
    Hadi çıkın işin içinden.

    Diğer bir konuda bizim AS'liler konuşmayı sevmiyorlar, bir süre sonra içe kapanıp gidiyorlar, 40 yaşın üstünde kaç AS'li gördüysem hepside iyiyim AS'em geçti filan diye laflar ettiler!! oysa 1km den AS'li oldukları da belli oluyordu..nasıl geçtiyse  :))
    Olay psikolojik aslında bir süre sonra insanlar AS namına bir şey duymak/konuşmak istemiyorlar...ilginç.
    Bu olay foruma da yansıyor haliyle, kimler geldi kimler geçti bu forumdan.

    Dernek olayına gelince o da tam fiyasko AS'yi anlatmaMAk üzerine faaliyet gösteriyorlar, AS'cilik oynuyorlar bir nevii.

    Videoya gelince anca dinleyebildim, her AS'linin dinlemesi gerekiyor bence, başkaları dinlemesin nasıl olsa ismini unutup giderler  :))

    • *
    • İleti: 35
      • Profili Görüntüle
    Ynt: Prof. dr. Ömer Kuru anlatıyor
    « Yanıtla #5 : 17 Eki 11, 17:09 »
  • Duvarıma Gönder
  • arkadaşlar.herkes kendi kabuğuna çekilmiş durumda.ben bile ağrılarım olunca kimseyle ne konuşmak ne görüşmek istiyorum.asabi oluyo insan herşeyden önce.çünkü biliyosun kimse anlamıyorki..dolmuşta bana yer verirmisiniz, mağazada koltuk getirirmisiniz, işyerinde şunu yukarıdan alıverirmisin seyahatta yastık getirirmisiniz??? diyemiyoki insan.desende garip oluyor.neden? bu yaşta bu ne?....gözleriyle bakıyor insanlar..alnımızda as yazmıyor ya.insan bazen yoruluyor gerçekten.ağrıyı çekmekten ziyade bu durum insanı bitiriyor...hani yatalak olsan tamam.dışardan sağlıklı göryorlar.ama değil be kardeşim.portatifmiş gibi geziyosun çoğu zaman.bi köşe bulsamda azcık bi otursam.tik oldu bende artık.yürürken tümsek arıyorum.şuraya 2 dk otursam diye..bişeyler yapmalıyız.acaba dergi falanmı çıkarsak.  O:-) yada broşürmü dağıtsak şöyle bolcana :)) en azından insanlarımız bilinçlenir.vede farkında olmayanlarda hastalığını takip edebilir..ne dersiniz nacizane fikrimdir.

    • *
    • İleti: 32
      • Profili Görüntüle
    Ynt: Prof. dr. Ömer Kuru anlatıyor
    « Yanıtla #6 : 18 Eki 11, 14:04 »
  • Duvarıma Gönder
  • merhaba güney haklısın.ben  , halimi soran herkese hastalığımı anlatıyorum.gayet net bi  şekilde çünkü öğrensinler. iş yerindeki herkese ilk doktorumun bana verdiği as broşürünü okutuyorum. ben buyum beni sağlam birşey sanmayın diyede belirtiyorum. özellikle stresli dönemlerde ağrılarım iyice artıyor.işimde oldukça stresli.bazı konularda işyeri arkadaşlarıma bana zorluk çıkarmamalarını özellikle vurguluyorum.sağolsunlar benim durumumu bildikleri için yardımcı oluyorlar.ben bu hastalığı kendi çapımda tanıtmaya çalışıyorum ama yeterli değil tabi.tv lerde  evlendirme, giyindirme ,yeme içme programlarına bu kadar önem verilen medya sisteminde biz ve bizim gibi diğer bilinmeyen hastalıkların pek tanınacağını sanmıyorum.ama yinede ben elimden gelen küçük çaptaki tanıtımlarıma devam edicem...

    • *
    • İleti: 1255
      • Profili Görüntüle
    Ynt: Prof. dr. Ömer Kuru anlatıyor
    « Yanıtla #7 : 18 Eki 11, 21:57 »
  • Duvarıma Gönder
  • Yakın çevrenizdekilerin dışında bilgilendirme işini çokta takmayın bence arkadaşlar...Ne yaparsanız yapın bazı şeyler için toplumun alt yapı olarak hazır olması gerekir, maalesef bizim toplumumuz henüz bu olgunluk seviyesinde değil...Sonuçta bizim mücadelemiz kendimizle...


    'Türkiye Cumhuriyeti'nin temeli kültürdür... Kültür, okumak, anlamak, görebilmek, görebildiğinden anlam çıkarmak, uyanık davranmak, düşünmek ve zekâyı eğitmektir.' (1936) Mustafa Kemal ATATÜRK

     

    Benzer Konular

      Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
    0 Yanıt
    1243 Gösterim
    Son İleti 19 May 06, 13:04
    Yazan: tutkun
    2 Yanıt
    3020 Gösterim
    Son İleti 12 Nis 11, 19:25
    Yazan: özel
    16 Yanıt
    4547 Gösterim
    Son İleti 04 Tem 11, 11:17
    Yazan: lazbaron
    15 Yanıt
    10442 Gösterim
    Son İleti 28 Mar 12, 21:37
    Yazan: tutkun
    0 Yanıt
    910 Gösterim
    Son İleti 14 Eki 11, 17:14
    Yazan: McKaya


    Facebook yorum