Şamanik tedavi, Tütün ve Korku

Bakalım forumda Şamanizme ilgi duyan var mı? :)

Efendim nereden çıktı bu Şamanizm demeden önce, kısaca bahsetmem gerekirse, Şamanizm öyle bahsedildiği gibi ne din, nede bir .izm 'dir. Şaman 'izm demek bile yanlıştır, doğrusu Şamanlık, Şamanilik gibi ifadelerdir.

Yazılı bir kitabı yoktur, birilerinin ortaya attığı bir fikir/ideoloji de değildir, insanlık tarihi kadar eski, hatta insanla ortaya çıkmış bir yaşam çeşiti, kültürüdür.

Doğa ile iç içe, uyum içinde yaşamaya odaklı olduğu için, doğa dini diyenlerde vardır ama Şamanlığın esas olayı Ruhlardır, yani Ruhlar alemidir.

Şaman denilen kişilerde (Bunlara Türkler Kam demiştir) bu Ruhlar alemiyle, dünya alemi arasında ki köprülerdir. Bu iki dünya arasında ki uyum/uyumsuzluk bunlardan sorulur.

Şaman olmak hiç kolay bir şey olmadığı gibi, bir tercih, soy sop, seçim işleride değildir, onun kendine göre bir işleyişi vardır, kısaca Şaman olmak kaderi bir meseledir, Usta çırak ilişkisi ise onun en sağlam yanlarından biridir.
Ruhlar alemiyle mücadele etmek için, çırağın iyice pişmesi gerekir vs.

Ak Şaman, Kara Şaman gibi adı üstünde çeşitli güçlerde olanları vardır, kimisi kötülük üzere olduğu gibi, kimiside iyilik üzeredir, lakin her ne olursa olsun, usta bir Şaman iyilik/kötülük her ikisinide bilmek zorundadır. Çünkü Ruhlar dünyası  hakikaten çetin bir dünyadır.
Şamanın kıyafetleri bile Sembolik anlamlarla doludur, o tüyler, süsler, ziller vs. aksesuarların hepsinin bir anlamı olduğu gibi, Usta bir Şaman Kadınsı veya Erkeksi görünümlerde de olabilir, zira en güçlü Şamanların Kadın olduğuna dair söylemde vardır, o yüzden bir erkek Şaman kadınsı görünebilir, bu hiç sorun değildir, bunun terside olur. Zira Ruhlar dünyası, enerji dünyası demektir ve bu enerjinin her türlüsü bu camiada kullanılır, kullanılmak zorundadır.

Şaman abilerimiz ayrıca bulundukları toplumların her türlü, şifacısı, öğretmeni, sanatçısı, akıl hocalarıdır, bunlar kendilerini bu yönlerden de yetiştirmek zorundadır.
Kısaca Şaman demek Kadim YABAN toplumların herşeyidir.



Şimdi gelelim bitkilere, bu abiler özelliklede Amerikada ki Şamanlar bazı peyotl, ayahuasca gibi bitkilere "Öğretmen bitkiler" diyorlar, bunlar kaba tabirle kafa yapan kuvvetli bitkiler, halüsunolojik etkileri var ve içtiğiniz anda dünya ile irtibat kopuyor. :))

Tütün de bu "Öğretmen bitkiler" arasında, oysa Tütün de halüsunojik etkiler filan yok ama genede Şamanlar için Tütün çok önemli.
Sırrı nedir denirsede, Tütünün Ruhu temizleme ve dinlendirme gibi bir özelliği varmış ve Ruhlar Tütün bitkisini çok severlermiş.
Ruhların en sevdiği şey Tütünmüş anlayacağınız.

Bu yüzden Şamanlar Tütünü, tedavi seanslarında kullandıkları gibi, örn. bir Kızılderili bir ağacı keseceğinde (ağaç onlar için canlıdır, gönlünü almak gerekir) önce ona Tütün ikram ederlermiş.
Veya Usta bir Şaman sadece tütün çekerek, veya suyu ile transa da geçebilirmiş. yani diğer kafa yapan bitkilere zamanla ihtiyacı kalmazmış.
Özetle Tütün, Ruhlar dünyasında hem bir temizlenme aracı, hemde önemli güç.

Örn.
Hasta yere yatırılıyor ve çevresine tütün keseleri, veya paket sigara bile olabiliyormuş, tütünden bir çember yapılıyor.
Şaman da törenine başlıyor ve hastanın içinde ki ruhu çıkarttığında, (ki amaç bu) bu ruh, en yakın ve sevdiği şey olarak tütüne geçiyor. Şaman bunu anlıyor ve hemen tütünleri hastadan uzaklaştırıp, uzak bir yerde ya yaktırıyor, ya da uzak bir yerde ağaçlara o keseleri astırıyor.

Şamanik dünyada hastalıklar ruhlarla alakalıdır, bedenle değil.
Ya kötü bir ruh, yada hastalık eden bir ruh, yada kişinin işlediği bir suç neticesinde ortaya çıkan bir şeydir hastalık.

"Etme bulma dünyası"
Şamanlıktan kalma bir sözdür ve doğaya karşı bir suç işlediğinizde, bunun ceremesini illaki çekersiniz, işte bu noktada da Şaman devreye girer ve size hatanızı ve yapmanız gerekeni söyler.  Şamanik toplumlarda doğa ile münasebet bu yüzden çok çok önemlidir, durduk yere bir
yaprağı kopartamazsınız.. suyu kirletemezsiniz... doğaya zarar veremezsiniz...
Yoksa bedeli ağır olur.
Tabi Şamanik dünya bunlarla sınırlı değildir, onbinlerce yıllık bir birikimdir, sağlamdır, kendini ispatlamıştır.
Alternatif tıp dediğimiz tıbbın da alternatifidir, o derece eskidir.

Bizim gibi ŞEHİRLİ insanların anlamayacağı pek çok yönleri vardır ve bizler bu kültürden kopalı yüzlerce hatta binlerce yıl olmuştur, ama genede Anadolunun derinliklerinde izleri elân vardır.

Köprüçay’ın son Şamanı!

Yazıyı okursanız bu ninemizin "çenticilik" dediği yöntem, Şamanik bir yöntemdir.

Hastanın üzerine sopayı dikey uzat ve sopada bıçakla çentikler aç !
Üzerinizde biri bunu yapsa ne hissedersiniz !!
veya bu olaya uzaktan şahit olsanız, kadın birini kesiyor gibi anlamaz mısınız !!

Burada aslında çok acayip bir şey yapıyor bu ninemiz "Korkuyu" kullanıyor.
Şamanlarda esasında bunu yapıyorlar, "Korku" kozunu oynuyorlar, neticede halklar onlardan korkuyorlarda zaten.

Neyse daha fazla korkutmayayım, nede olsa bende bir ŞEHİR çocuğuyum, Ruhlar dünyasına bende yabancıyım, YABAN çocuğu da değilim ama YABAN hayatını gözlemlediğim kadarıyla, YABANIN çözümleri "Korku" ile anlamlaşıyor.

Bir ŞEHİRLİ olarak, hemde AS li bir ŞEHİRLİ olarak, acaba bu "Korku" kozunu nasıl lehime çevirebilirim, içinden çıkmak güç, bilemiyorum, varsa değişik fikirleriniz bunu duymak iyi olur.  :)

Sevgiler
(1) Mery
«13

Yorumlar

  • efe14efe14 263 Bolu
    Sevgili yöneticimiz ruhların :whistle: çekim alanına kapılıp  buralardan gitmedikten sonra sana her şey serbest. ( bu biraz da bize her yer Trabzon gibi oldu. :))  )

    İlgi ve merakla takipteyim. :super:
  • hakan_01hakan_01 499 İzmir
    Merhaba mono abi ..önemli bir konuya değinmişsin öncelikle teşekkür ederim
    bir Türk olarak şamanlığa amatör seviyede ilgi duyuyorum nede olsa genlerimizde şamanlık var..
    korkularımızın bence kolektif bilinçdışı ile ilgisi var..Şamanlıktaki ruhlar dünyası, yani içsel dünya; analitik psikolojide ortak(kolektif) bilinçdışıdır.C.G.Jung un kolektif bilinçdışı çalışması şamanizim sayesinde ortaya çıktı diye biliyorum.
    Bu arada şifa çalışmalarımda şaman davulu sesinde yararlanıyorum bu sayede hem korkularımdan kurtuluyor hem kolektif bilinçdışı ile irtibatım oluyor hem de şifalanıyorum. ^-^
  • monomono Yükleniyor... 5,146 Ankara
    Hehe eyvallah sevgili @efe, ilgini esirgeme, neticede bizde çok biliyor değiliz, ama araştırıyorum da bir yandan, dediğin gibi çekim alanına girdik bir kere.

    Yalnız ben onu "La bize her yer Angara" diye biliyordum, Türküsüde vardı, Trabzon da varmış  :))



    @hakan_01

    Aynen genetik bir şeylerde var işin içinde orası kesinde, bende benim şu Tütünle gördüğüm rüya sonrası araştırırken araştırırken, yolumun Şamanizmle kesişmesiyle oldu başlangıcım, yoksa Şamanizm filan nedir, bildiğim yoktu.

    Bir kaç yıldır nette okumadığım yazı kalmadı diyebilirim ayrıca;

    * J. Baldick - Hayvan ve Şaman - Orta Asyanın Antik Dinleri.

    * Michel Perrin - Şamanizm.

    Gibi sağlam kaynakları da okudum, gerçi okunası daha çok eser var ama olayın mantığını az/çok anladım diyebilirim.

    Tabi üstte dediğim gibi ŞEHİR kültüründen gelince, her ne kadar genlerde bu iş olsada, çözüm bizlere maalesef uzak.

    Anca bize olayın arkasında ki mantığı çözebilmek kalıyor ki, o da hiç kolay değil gerçekten.



    Şamanik unsurlardan bende senin gibi yararlanmaya çalışıyorum, müzik onlarda hakikaten ruhsal bir şey ve bu işlerde Kızılderililer müthişler. Gerek felsefeleri gereksede yaşamları, tamamen Ruhlarla alakalı, bunuda her işlerinde görebiliyorsunuz.

    Onların POW-WOW olayını ilk gördüğümde kapıldım gittim, nasıl daldıysam laptop toz duman içerisinde kaldı gibi geldi, sonra kendime gelince anladım ki bu dansları bile Ruhsal bir şey, zaten kendileri de bu dans alanlarına Ruhların indiğine de inanırlarmış.

    Eğer izlemediysen tavsiye derim POW-WOW ları, gerek kadınlar gereksede erkekler harikalar.

    Onlarca kez izledim ben bunları, o renkler, o cümbüş, o bağımsızlıkları ve uyumları ile hakikaten herşeyiyle RUHSAL bir toplum Kızılderililer.

    Bizde ise RUHLAR olayı maalesef tırt oldu. :)) unutuldu gitti...







    Korku olayına geri dönünce, aslında bu konuda yazacak çok şey var, tarih sahnesinde Şehirler ile dinler beraber çıkış gösteriyorlar, ŞEHİR düzeni için dinler elzem yapılar, dinlerin gücü de aslında korkudan geliyor.

    YABAN hayatında yani Şamanik ve Animik toplumlarda da korku önemli, korku olmadan insanları yönetmek veya idare etmek mümkün değil.

    Bazıları, örn. Ateist, Deist kesimler teknoloji, bilim ilerledikçe dinlerin hükmünün kalmayacağına seviniyorlar ama (bence boşa seviniyorlar) BİLİMİN de insanları kontrol etmek için, geliştiğini göremiyorlar.

    Parmak izi, DNA, Kriminoloji, yüz tanıma, kameralar, foto kapanlar, GPS ler derken insanlar zaten ŞEHİR yaşamında, teknik olarak kontrol altına girmiş durumdalar ve bu gelecekte çok daha yaygın olacak, ta ki beyinlerimize chip'ler, takılana kadar sürecek...

    Amaçta ŞEHİRLER de huzur, güven, kontrol ve idare için gerçekleşecek bunlar.



    Hasılı insanlık için öyle veya böyle KORKU kaçınılmaz bir şey, ve kullanılacakta bir şey, çünkü zatende kullanılıyor.

    Şehirlerde korku kol geziyor...
    Bu tarihler boyuncada hep böyleymiş...

    O yüzden "Korku yönetimi" gerçekten çok ilgimi çeken bir olay ve bununda altında Ruhların olması ise olayı bam-başka bir halede sokuyor.
  • hakan_01hakan_01 499 İzmir
    J. Baldick – Hayvan ve Şaman – Orta Asyanın Antik Dinleri.

    * Michel Perrin – Şamanizm gerçekten de öyle çok sağlam kaynak kitaplar az çok fikir sahibi oluyorsun en azından işin mantığını kavrıyosusun..
    daha ileri aşamalar için iyi bir rehber eşliğinde uygulamalı çalışmalar almak gerekiyor..
    Bu arada kızılderelilere değinmişsin abi süper ben onlara Aşkla kutsanmışlar diyorum ... danslarını müziklerini felsefelerini seviyorum ... POW WOW daha önce hiç dinlemedim bu tür müzikleri gemnelde gece dinliyorum eğer hareketli bir müzikse kulaklığımı takıp dans eşliğinde dinliyor bir yandanda epifiz bezini avuç içimle titreşreştiriyorum inanılmaz bir enerji veriyor tüm ağrılarım diniyor.biliyorsun epifiz bezide bağışıklık sistemi ile ilgili  müzik  dans ve epifiz bezini uyarmak benim aklıma gelen bir şey :)

    korku olayına gelince gerçekten bu konuda çok şey yazlıp söyleniyor mesela bir örnek vereyim internette bir karikatür dolanıyordu karikatürde havada asılı bir uçan daire içerisinden bir uzaylı varlık aşağıda duran bir kadına sesleniyor diyor ki evrene hiç olumlu enerji göndermişmiydiniz ? kadında evet gönderdim diyor uzaylı varlıkta ha işte ben onu yedim diyor... buradan aslında şuna gelmek istiyorum..''Her şeyde bilinç vardır. Bilinç sürekli olarak iletişim halindedir. Bilinç, sizin deyişinizle belirli elektromanyetik frekanslarda titreşir veya belirli elektromanyetik frekanslarda titreşmeye yönlendirilebilir..Elektromanyetik frekanslar besin olarak işlev gösterebilir. Elmalar nasıl çok çeşitli biçimlerde hazırlanıp, yiyilip sindirilebiliyorsa, bilinç de çok çeşitli şekillerde hazırlanıp sindirilebilir  İşte kendi evrim süreçleri içindeki bazı varlıklar, çeşitli canlılar yaratıp çeşitli frekanslar yoluyla bu canlılara bilinç yüklerken, bilincin frekanslarını değiştirerek kendilerine besin üretebildiklerini keşfetmeye başladılar. Varlıklarını bu şekilde sürdürebilirlerdi. '' kısaca bu gezegenin şimdiki sahipleri Kendilerini korkuyla besliyorlardı. Ve kendilerini kaosla besliyorlardı ama korku en başta gelen besin kaynaklarıydı. Bu çeşitli şekillerde onları besliyor, canlandırıyor ve güçlü tutuyordu''bugün kanada savunma bakanı olsun ekranlara çıkıp dünya adlı gezegende 4 farklı uzaylı türü yaşıyor diyorsa emekli üst düzey komutanlar olsun ekranlarda açıklama yapıyolarsa üzerinde düşünmek lazım neden olmasın ?Bilim ve teknolojiye gelince bilim ve teknolojik gelişmeler bizi bugüne kadar hiç olmadığı şekilde özgür kılacaktır bolluk bereket içinde insanın insanı sömürmediği bir dünya

    yaratılmasına katkısı olacaktır ama işte bu teknolojinin kimlerin elinde olduğu çok önemli eğer korku ve kaosla beslenenlerin kontrolünde olursa vah halimize.
  • monomono Yükleniyor... 5,146 Ankara
    Kulaklık ile dinliyorsan bu Kızılderili müziği de iyi gelecektir, :)

    Titreşim konusunda haklısın, geçenlerde de biride (sanırım tv deydi) İman tahtası dediğimiz uç noktayı titreşmekten bahsediyordu, çokta kulak verememiştim, şimdi nette bakındımda Pİ-Kİ egzersizleri veya Kinesiyoloji olarakta geçiyormuş.


    Aslında benim aradığım böyle Kişisel şeyler değil, veya Kişiselleşmiş uygulamalar değil, zaten bu KİŞİSELLEŞME denen olay, ŞEHİR yaşantısının temelinde olan bir şey. Yani şehrin hem gücü, hemde en zayıf yönü.
    Eğer ekonomik özgürlüğü de kavuşulmuşsa kişiselleşme zaten kaçınılmaz.

    İnsanlar artık bayramlarda filan tatile gidiyorlar, öyle hastalıkmış, düğünmüş, ziyaretmiş vs.ler iyice rafa kalkmış durumda. Bunların altında hep KİŞİSELLEŞME var.
    İnsanlar öyle bir hale gelmişler ki ne akraba nede ana ne ata, tanımıyorlar, tanımak gereği olduğunu da bilmiyorlar, sadece kendilerini düşünüyorlar, oysa "Atalar kültü" denen şeylerde var ki, Ruhsal işler kesinlikle KİŞİSEL işlerden farklıdır.

    Tabi KİŞİSELLEŞEN insanları korkutmak daha kolaydır, zira Kişiselliğin gücü anca MADDİ şeyler ile ölçülür ki, bu güç sonuçta sanal bir güçtür.

    BİLİM konusunda şunuda ekleyeyim, zira ŞEHİR sadece Din değil aynı zamanda Siyasetle de yönetiliyor, bu ikiliye BİLİM de eklenince ŞEHRİN aktörleri üçlendi.

    Din, Siyaset, Bilim.

    ve bu şehirlerinde gittikçe büyüyeceğini de hesap edersek, İnsanlığın hiç ama hiç şansı yok.

    Özgürlük denen şey kısıtlı bir alan içerisinde kalacaktır, o da sistemlerim müsade ettiği kadar bir özgürlük olacaktır.

    Geçmişte Dinler ile yönetilenler, gelecekte de Bilim ile yönetilecek, arada Siyaset ise gırla gidecek tabi.

    Amaçta çok ilginç Robot insan üretmek ki, geçmişte Dinler bunu bir şekilde başardılar, yapılan icraatlara bakmak yeterli, gelecektede bu devam edecek.



    Herşeyde Şehri ve Medeniyeti ayakta tutmak için aslında, kurallar uy ki Şehirler ayakta kalsın, nizam intizam olsun.
    Bu noktada Din ve Bilim kol kolada girecektir, dediğim gibi amaç Şehri ayakta tutmaktır.

    Şimdi desem ki Şehirlerinde bir ruhu var veya Şehirler de yaşamak zorunda desem, eminim çokları bana gülecektir, :))   ama tüm bu kurallar, kaideler, yaşananlar bu amaca hizmet ediyor desem.

    Şehirlerin ayakta kalması için, insanların robotlaşması gerekiyor desem.

    Dahası doğduğumuzda "herşey hazır bir dünyaya geliyoruz"  kaçarımız yok, Şehir sistemleri bizleri çoktan yutmuş oluyor yani desem.

    Baştada dediğim gibi, bu işleri Şehir kültürüyle anlamak zor, ne okursak okuyalım, gene başka bir Şehirlinin fikirlerini okuyacağız, Onca peygamberler, Düşünürler, Filozoflar, Bilim insanları, Siyasetçiler vs. hiç fark etmez, hepside şehrin insanları bunlar.
    O yüzden Şamanik, Animik dünyaya adım attım bakalım.

    Olaya bak ki tüm bu insanların ortak noktasıda geçmiştir, bunların hepside bu geçmişi KÖTÜLEMEK üzere hareket ederler.

    Dinler, atalarını.

    Filozoflar, düşüncesizliği.

    Bilim, dinleri.

    Siyasetçiler hepsini.

    Kötülerler dururlar netekim.



    Demek ki geçmişte bişi var, hemide iyi bişi var diye düşünür durur, bu yorgun zihnim.   :silly:

    Arıyorum bakalım, Ya devlet başa, ya kuzgun leşe.
  • hakan_01hakan_01 499 İzmir
    Abi din siyaset kişiselleşme ve şehir yaşamı  hakkındaki düşüncelerine katılıyorum... dinler insnları manevi anlamda güçlendirmenin yanı sıra egemen güçlerin elinde farklı amaçlarda kullanılmaya başlandı bu arada yeni yeni dinlerde türemeye başladı hadi hayırlısı :/ siyasette keza aynı şekilde ..Bu arada abi merak ettim David Icke yi takip ediyormusun ?sizin düşünceleriniz ile David ıcke arasında parelellikler var.gerçekten bu sistemi ve bizi yöneten güçleri ve amaçlarını a dan z ye çözmüş..gerçeğin titreşimleri ve son kitabı aslan artık uyumuyor kesinlikle herkesin  okuması gerekir.kimbilir belkide geçmişte iyi veya kötü ne olduğunun sırrı bu iki kitapta gizlidir. :) bu sabah uyandığımdan beri baş ağrım vardı muhtemelen sıcak çarptı. eh şimdi geçtiğine göre Kızılderili müziklerini dinleyebilirim :) bu güzel sohbet içinde teşekkür ediyorum ayrıca.
    :super:
  • konuyu zevkle takip ediyorum. Devamını bekleriz :)



    Kitapperver - David Icke



    Bu elemanın bir de Türkçe blogunu gördüm. İlginç bi arkadaşa benziyor .

    Sevgiler,
  • monomono Yükleniyor... 5,146 Ankara
    @hakan_01
    Sohbet benim içinde güzeldi, teşekkürler. :)
    David ıcke 'i bilmiyorum, hiç okumadım yazdıklarını ama netten şöyle bir bakınca, az biraz fikrimle diyebilirim ki, bu dünyanın sorunu da zaten tamda bu "doğrular" aslında "kaos oluşturuyorlar" ve her ideoloji, fikir, eylem aslında bir doğru temelinde bulunuyor, yani tamamen yanlış şeyler değiller, lakin bir çıkıpta karşı tezi ortaya sürdükçe, bu şeyler arasında direnç oluşuyor.

    Her doğru yanında promosyon olarak yanlışıyla geliyor, ve o yanlışta başkasının doğrusuyla çakışıyor vs.

    Tabi ben Kadim Ruhlar tarafından baktığım için olaya, bu gibi teorileri savunmaktan veya ortaya başka teoriler atmaktan ziyade, daha geri planda kalmayı yeğleyenlerdenim.
    "Herşey yerli yerinde" diye çok rahatlıkla diyebilirim ki bu tasavvufun bana bir hediyesidir.

    Dünyanın sorunu aslında, dünyada çok fazla doğru oluşudur ve herkesin ortaya doğrularla çıktıkça, bunun da bir KAOS oluşturmasıdır.
    Herkes kendince en doğru! ötekiler yanlış!
    Dünya bu kadar doğrucuyu kaldırmıyor!

    İlginç bir şey anlatacağım.
    Bedri Ruhselman 'ı bilirsiniz, duymuşsunuzdur, kısaca Türkiyede Ruhçuluk deyince akla gelen ilk isimdir, adam bir ömürü bu işlere vakfetmiştir vs.
    Tabi Ruhselman 'ın bahsettiği Ruhçuluk ile Kadim dünyanın Ruhçuluk anlayışı aynı şeyler de değiller.

    Neyse bu abimizin saklı tutulan bir kitabı 54 yıl sonra 2013 te yayınlandı.
    Daha doğrusu bu kitabı yazdıran Ruhlarmış ve kitabı 54 sene sonra yayınlacaksın demişler, o da bir noterle anlaşıyor ve kitap 2013 te piyasaya veriliyor.

    Sonuç; 54 yıl sonra güncelliğini yitirmiş bir kitap, öyleki lisan sorunları bile anlaşılmasını güçleştirmiş,
    İşin garibi bu kitap yazıldığı zamanlarda içinde geçenler o zamanın doğrusuydu ama bu zamanın doğrusu değil.
    Daha garip olansa doğru dediğimiz şeyde kendini güncellemek zorundadır. Bilgisayar diliyle UPDATE etmek zorundadır.

    Özetle bu abimiz kendi içinde yani mikro ölçekte doğru şeyler yaşamış görünürken, Makro ölçekte yaşadıkları yanlıştı...
    Yani bu abimiz bir yanlışı doğru diye yaşadı, ve öldü, bununda sebebi Ruhlardı.

    Ruhlar insanlarla oynar ve doğrularla onları avlarlar. Lakin bu doğrular kısa ömürlü oldukları için, gerçekte doğruyu kimse bilmez.

    Ben tüm bu sistemler içerisinde Tasavvufu bir kenara ayırıyorum, zira "Olacak olan olur" diyen bir öğreti zaten DOĞRU / YANLIŞ girdabına düşmeden, bu işlerin anlaşılmasını kolaylaştırıyor ki ne doğru nede yanlış, sadece olana odaklı, olanı değerlendiren bir öğreti, bu prensipleri benimseyene ilaç gibidir.

    Özetle bende de aslında teori çokta, bu kadar DOĞRU içerisinde, bunca KAOS arasında, bende başka KAOS yaratmak istemem. Helede kendine hükmedemeyen biri (o benim) başkalarına hükmetmek, onları değiştirmek, hakkını kendinde gördüğünde hayırlı uğurlu olsun, Ruhların elinde ki bir pinokyodan farkı yoktur onun.

    Ortada acayip bir oyun dönüyor, en güzeli seyretmek vesselam. :silly:

    Hastalık konusuna geri dönersem,konuyu çok dağıttım ; ben bazen şöylede düşünürüm, çevreme derim, ben hasta değilim hasta olan sizsiniz, sizin o negatif yönleriniz bana yansıyor, bende onu mıknatıs gibi çekiyorum, azcık kendinizi düzeltin filan desemde, yok biz öküz geldik öküz gideceğiz gibi, inatla SAÇMA SAPAN şeyleri yapmaya devam ediyorlar ki, buna yapacağım çok bir şeyde yok.
    Aile denen kaderi değiştiremem, neyse benim bu konuda "Çürük Elma" teorimde vardı, bir ara ondan da bahsederim.

    Sevgiler
  • hakan_01hakan_01 499 İzmir
    Bedri Ruselmanı biliyorum abi bahsettiğiniz ilahi nizam ve kainat kitabını aldım daha sonra aynı kitap sadeleştirilmiş Türkçe olarak tekrar yayınlandı..
    yalnız şu düşüncenize katılmıyorum bu kitap yazıldığı zamanlarda içinde geçenler o zamanın doğrusuydu ama bu zamanın doğrusu değil. ... ilahi nizam ve kainat kıtabı 50 yıl öncede yayınlanabilirdi fakat insanların bu gelen ruhsal bilgileri anlayabilecek bilinç düzeyinde olmadıkları için 54 yıl sonra yayınlanmasına karar verildi..
    Hastalığımız konusu gerçerkten metafizik alem kadar karışık . ben sizin dediğiniz negatif enerji taşıyan  insanlar ile üç dört yıldır arama mesafe koydum etkilenmemek için bir nevi alanımı temizledim iyileşme kaydettim diyebilirim ... ama yinede hastalık  devam ediyor maalesef geriletemiyorum veya durduramıyorum... sanki üzerine ne kadar çok düşersem o kadar dirençle karşılaşıyorum... belkide yapılması gerekeni yapıp akışına bırakmak gerekiyor..
    bu arada David Icke de romatait artrit hastasıymış bende yeni öğrendim..   Futbol kariyerimin büyük bir bölümünü, daha sonra romatoid artirit/eklem iltihabı olarak teşhis edilmiş olan hastalıkla birlikte sürdürdüm. Son sezonda hergün tarifi imkansız ağrılar çekerken, bir sabah hiç kıpırdayamaz hale gelip de futbol hayatım sona erdiğinde tam 21 yaşındaydım.şuan kendisi 40 lı yaşlarda görünüşü gayet sağlıklı belkide yenmiştir bu hastalığı bilemiyorum..
  • monomono Yükleniyor... 5,146 Ankara
    David Icke nin RA olmasını dikkatimi çekti, ben biraz daha inceleyeyim yazdıklarını, neticede bizim hastalık grubu mistik dünyanın paratoneri gibi desem abartmış olmam, resmen üzerine çeker, sonrada bunun adı hastalık olur, ne alakaysa.

    Örn. Alzaimer hastalığı gibi, buna hastalık diyorlar, oysa UNUTMAK çok ruhani bir şey ve ruhtan gelen bir özellik bu, çünkü ruhun hafıza ile işi yoktur. Ruh hafızayı ne etsin!

    Neyse benim Ruhlar hakkında aslında uzunca bir kurgu çalışmam var, Büyük Unutuş diye, oradan belki ne demek istediğim anlaşılır.

    Direnç konusunda haklısın, aynen bende de direnç hat safhada oluyor, hatta ne zaman iyiyim filan dediğimde çok geçmiyor, kendini hatırlatıyor AS efendi.
    Lakin ilginç olan bu kadar hatırlatmanın altında, aslında bir inci yatıyor olmalı, ama tam ulaşamadık diyeyim, yani bunların hiç biri boşa değil gibide orası net değil işte.

    Bedri Ruselman abimize gelince, dediğini anladım, eyvallah.

    Tabi ben Ruhlar alemini ciddi anlamda tehlikeli bir dünya olarak görürüm, bunu Şamanizme dalınca çok daha net anladım, gerçi önceden de biraz bilgim vardı desemde, Şamanik dünya bu bakışımı tamamen değiştirdi, zira Şamanlar bu aleme dalmadan önce, adeta bir savaşa giden gladyöterler gibi de hazırlanırlar, normalde halkın Ruhlarla işi yoktur, çünkü o dünyada işler, konuşma ile filan değil, bilakis zorla gerçekleşiyor.
    Seanslar esnasında ölen Şamanlar var, veya Ruhunu kaybeden, yenilen Şamanlar var ki, olay o derece de ölümcül bir yandan.

    Diğer yandan RUHLAR eğer gerçekten bir şey söyleyeceklerse, bunu konuşarak söylemezler, HALLE söylerler, bir resim, bir görüntü, bir vizyon, olay tamamen Sembolizme de geçer ki tek bir görüntüden artık ne anlayabilirse kişi onu anlar..

    Öteki türlü öğretmen öğrenci gibi işin içine karşılıklı DİYALOGLAR girdiğinde, bu benim açımdan tuzaktır.

    H.Bayramda mistik işlere meraklı emekli öğretmen bir arkadaşım var, geçen aylarda görüşmüştüm, onada aynen bir kitap yazdırmışlar,=) arkadaşın dediği yayınlasam çok şey yerinden oynayacak ama kitabı yazdıranlar yayınlamama da izin vermiyorlar bir türlü dedi.

    Dedim sakına yayınlama, uzak dur, Ruhlar eğer senin iyiliğini isteselerdi, seni katibin etmezlerdi, onlar aslında konuşmazlar da, işlerini HAL ile hallederlerken sana konuşmaları hayrına mı dedim, bilmiyorum sonra ne yaptı.

    Sana bunları fısıldayanlar, ötekine başka fısıldıyorlar, daha ötekine bir başka derken, olayın adı oluyor KAOS, :))

    Bu KAOS olayı gördüğüm kadarıyla Taoizmde de var ve onlarda bunu farketmişler. Tasavvufta zaten yerindedir o öyle, olacak olan olmuştur vs. deyip, onlarda işaret etmişler ve hiç bulaşmamışlar bu işlere, lakin geri kalan herşey Kaosa hizmet ediyor adeta.

    Bu kaos, yani korku imparatorluğunda yolumuzu bulupta, hastalık mastalık kurtulur muyuz, valla kurtulursak çok çok ama çok ilginç olur.
  • hakan_01hakan_01 499 İzmir
    David Icke nin uyanışı kundalini deneyimi yaşadıktan sonra gerçekleşiyor .
    Kundalini; kuyruksokumu omurilikte bulunan gizemli bir enerji.

    Psikiyatr Doç. Dr. Nusret KAYA Geleceğin İlmi, Kuyruk Bilimi  diyor gönderdiğim linkte  izlerken inanılmaz heyecanlandım ve bir yandanda çok üzüldüm böylesine değerli bir organımızın hasarlı olmasına..

    https://www.dailymotion.com/video/xm6u3h_psikiyatr-doc-dr-nusret-kaya_news

    H. Bayramda öğretmen arkadaşınız bir varlığa metafizik deyimle kanallık yapmış..Benim çevremdede bu tür insanlar özellikle 21 aralık 2012 den sonra kanallık yapanlar oldu ..çoğu mesaj kaos oluşturmak için gönderiliyor ve bir beklenti içine sokuyor sizi  ama tamamı değil zaten belli bir süre sonra o kanal mesanının negatifemi pozitifemi hizmet ettiğini anlıyorsun..bazı öyle kanal mesajları var ki  okuyorsun belli bir yere kadar herşey çok güzel anlıyorsun pozitife hizmet ediyor ... sonra birden bir satıra geliyorsun orada negatif bir kodlama olduğunu farkediyorssun... bunun çeşitli nedenleri olabilir mesela kanallık yapan kişinin ruhsal ve zihinsel yapısıyla alakası oluyor genelde ..
    bu kanallık yapan kişilerin zaten çoğu obsede olmuş abi senin bu yüzden endişelerini çok iyi anlıyorum..
  • isisisis 42 Bursa
    İlgini çeker mi bilmiyorum sevgili Mono, bir deneyimimi paylaşayım. Yıllar önce bir kanser derneğinde (Onko-Day) "Kansere karşı baksı dansı" etkinliğine katıldım. Önce hüseyni ve rehavi makamında müzik dinleniyor, ardından şaman müziğiyle baksı dansı yapılıyordu. Başarılı bir çalışma idi. Hatta hatırlarım. Tai chi yerine neden baksı dansı yapılmıyor diye düşündüğümü.

    Bu arada ben, bir ocak olan aileden geliyorum. Son uygulayıcı annemin reddi ile ocak kapanmış oldu.
  • monomono Yükleniyor... 5,146 Ankara
    Sevgili Hakan, öncelikle kusura bakma, misafirlerim var ve nete vakit ayıramıyorum, bir kaç hafta daha sürecek gibi bu yoğunluk, bir boşluk buldum yazıyorum.

    Kundalini konusunda, bu enerji işleri yada aydınlanma işleri herkeste aynı olmuyor sanırsam, ama genede olağanüstü bir hâl yaşandı diye, insanlar kendilerini aydınlanmış görüyorlarsa da bunada bir şey diyemem ama benim açımdan sıkıntılıdır bu durum.

    David Icke'nin bir kaç uzun uzun yazısını okudum, açıkcası bu türden "birden bire" aydınlanmalar, benim H.Bayramda ki arkadaşın aydınlanmasından çok farklı değil.

    Beni bir enerji sardı! ben galiba erdim! deyip, konuşmak yazmak dürtüsüne engel olamamak, asla aydınlanma olamaz. David, 3 yılda 5 kitap yazmış, müthiş.

    Tasavvufta bu HÂLLER kapsamında değerlendirilir ve HÂLLER güvenilmezdir aslında, Makamlarda öyledir ve çok önemli de değillerdir, öyle HÂLLER de vardır ki değil enerji filan, Tanrı olmak bile vardır.
    Hatta Sufi literatürüne girmiştirde, bir Şeyh mürütlerini imtihan eder, elinize yetki geçse, hayatı nasıl düzenlerdiniz diye (kısacası Tanrı olsanız demektir bu)

    Kimisi haksızlıkları düzeltirim, kimisi hastalıkları yok ederim, kimisi savaşları, kimisi fakirliği vs. yok ederdim derler.

    Biriside ben hiç bir şey yapmazdım, olduğu gibi bırakırdım der.

    Şimdi hayat bu yönleriyle zaten mükemmel, değiştirilecek hiç bir şeyi yok, yüzlerce binlerce yıldır bu haliyle bu günlere gelmiş, yani KENDİNİ ISPATLAMIŞ.

    Lakin gel gelelim insanlar ellerine FIRSAT geçtiği anda hayatı değiştirmeye kalkıyorlar. oysa teorilerinin "ne denenmişliği var nede güvenirliği ispat olmuş."

    Bir hayalin peşinden gidiyorlar yani. :)

    Hayata bakınca, bu hayata ne Tanrı müdahale ediyor aslında, nede aydınlanmış kişilerinin dediği gibi bir hayat var ortada. Herşey kaderi bir düzen içinde işliyor adeta.

    Nusret hocanın dediği çoğu şeye doğru derim, ama bu abimizde Omurga canlısı diyerekten, zaten bir olayı kendince yorumluyor, buradan da çıkarımlarda elde etmiş o kadar kitapta yazmış ki, şimdi desek ki bu yanlış, bu abimiz bunu asla kabullenmez.

    Lao Tsu
    Hayatın küçük bir parçasına bakıp, tamamı hakkında karar vermekten kaçının. Karar aklın durması halidir;



    Mistik dünyada gören, duyan ne kalp ne beyindir, Ruhtur.

    Encylo denen Fransızların bir bilim kanalında (Şimdi adı SCIENCE&VIE oldu) "Ruh Bilimi" adlı belgeselde Fransızlar, bazı ölümde dönen kişileri incelediler buna "Ölüme yakın deneyimler" diyorlar, orada birisi anlattı;
    bir kaza sonrası koma halinde ameliyata alınıyor ve Ameliyat esnasında bu kişi tavana yükseliyor ve kendinin ameliyatını seyretmeye başlıyor. Yani bedeni ameliyat masasında ve dr.larda müdahale ediyorlar.

    Daha sonra bu kişi hastanede gezmeye başlıyor, duvarların arasından filanda kolayca geçiyor, üst katların birinde tavanda ki lambayı incelerken Osram yazısını 30cm den okuyor ve o esnada bir şey fark ediyor ki, elleri kolları yok, yani bir bedeni olmadığını fark ediyor, ama görüş olayı full bir biçimde var.

    Tabi sonra komadan çıkıyor ve bunları dr.larla paylaşınca dedikleri herşey, o esnada olan şeyler olduğu ortaya çıkıyor. ve Fransızlar bu meseleyi dolayısıyla Ruhlar meselesini araştırıyorlardı yani.



    Eğer incelediysen bu meselenin bir benzeri, yakın tarihimizden Necla Çarpan'dır, Atatürk ve Mevlana'nın ruhları ile bağlantı kurduğunu, daha doğrusu onların kurduğunu söyleyen biri, ben Mesnevisini okumuştum, etkileyciydi, helede oradaki bir mesele var ki zaten onu okuyunca, hah tamam da demiştim, bunu Mevlanadan başkası da yazdıramazdı demiştim.

    Necla hanımda bir ameliyat sonrası, bedeni ameliyat masasında yatarken, tavana kadar yükselip kendi ameliyatını inceleyenlerden, detaylarını kitabında anlatmıştı ve yıllar önce okumuştum. O da senin deyiminle kanallık, benim deyimimle katiplik, denen hadiseye bu olaydan sonra bulaşıyor. O da zaten böyle diyor, onlar ne dediyse ben onu yazdım, yani katiplik yaptım diyor.

    Özetle Ruhi dünyada pek çok acayiplikler
    olabiliyor, ve bir gün RUH olayı bilimsel olarak keşfedilirse, yakın zamanda çok zorda zaten görme, duyma, hissetme olayının algısı tamamen değişecektir.

    Bu gün beyinle düşünüyoruz diyen insanlara, gelecektekiler acayip güleceklerdir.

    Bu tıpkı bizlerin geçmişte insanların kalple düşündüğünü yargıladığımız gibidir.

    Özetle "yargılarsan, yargılanacaksın" altın kural bu. Çünkü doğru kavramı değişkendir, helede zahirin doğru kavramı.

    Dinler, bilimler, ideolojiler bu değişimden illaki etkileneceklerdir, zaten etkileniyorlarda.

    "Geçmişteki doğrular nasıl ki bugünün yanlışıdır, bugün doğru dediğimiz şeylerde, geleceğin yanlışıdır. O yüzden bugün doğru denilen şey, kafadan yanlıştır." 

    *---*

    Sevgili Sever, ilgimi çekmez olur mu baksı dansı dediğiniz dans "Ata ruhu" ile kontak kurmak üzere Şamanik bir dansmış ki, bu detayı bilmiyordum açıkcası çok teşekkür ederim bilgi için.

    O el kol hareketlerinin bir amacı olması, bu dansı her türlü danstan, hareketten de ayırır tabi, helede bunu bir BİLİNÇLE yapmak, BİLEREK yapmak başkadır, amaç üstte dendiği gibi Ata ruhu ile bağlantı kurmak ise bunun şifahi etkinin olması da zaten normaldir.

    Bizler zaten "bilmediğimiz" için sıkıntı çekmiyor muyuz? helede hastalığın kaynağını bilen bir tane AS li yok, dr. da yok

    Ocak olayı Anadolu da çok yaygın gerçekten ama artık onlarda Şamanlar gibi unutulup gidecekler, gittiler.

    Hatta babaannem de biz çocukken bizede el vermişti, oda hırsız denen bir hastalığın ocağıymış, lakin biz onu oyun sandığımız için gülmüş geçmiştik. Sonradan öğrendim ki olay böyle oluyormuş ama ben işin garibi ne ritüeli hatırlıyorum, nede hastalığı tanıyorum, unutup gittik. :))

    Sevgiler
  • monomono Yükleniyor... 5,146 Ankara
    Baksı dansının, üsteki Pow-Wow dansların bana göre hiç bir farkı yokmuş,  harikalar.

    Olayın mantığı aynı, herkes bir amaç içinde ama herkes olaya kendi figürlerini katıyorlar, bu çok Ruhani bir durum gerçekten.

    Zira Ruhlar ayrı ayrılar, aynı değillerdir, kimse kimseyi TAKLİT etmez, o yüzden herkes olaya kendi bakışıyla bakar. Tabi aynı zamanda öz güven dediğimiz şeyde işin içinde ki birileri benimle alay edecek, bana gülecek dertleri de yok, "ruha güven böyle bir şey"

    Bu tıpkı bizlerin "AS kişiden kişiye değişen bir hastalıktır" dediğimiz gibidir, Ruhta kişiden kişiye değişir.
    O yüzden bu kadim toplumlardaki bu öz güvene hayranım. Sanırım kendimde bu ruha güven olayı çok problemli, yaw ben kendi düğünümde bile oynamayan bir adamım, oyun işlerinden hayatım boyunca hep kaçmışımdır.  :))

  • isisisis 42 Bursa
    Dansı izlerken, boyun hareketleri çok zordu. Beceremiyordum. Hoca: Genlerinde var. Yaparsın, diyordu.  Orta Asyadan gelmediğime karar verdim. Bir Frig olabilirim:)

    Bu videoyu benim mail adresime gönderebilir misiniz?
  • isisisis 42 Bursa
    Aklıma düşmüşken sorayım. Reiki ile ocak tedavileri arasında bir paralellik yok mu?
  • monomono Yükleniyor... 5,146 Ankara
    @isis dedi...
    Dansı izlerken, boyun hareketleri çok zordu. Beceremiyordum. Hoca: Genlerinde var. Yaparsın, diyordu. Orta Asyadan gelmediğime karar verdim. Bir Frig olabilirim:)
    Eheh, olabilir tabi, Hocada ne yapsın motive etmek açısından öyle demiştir, büyük ihtimal.

    Ayrıca bu tip dansları zaten halklarda çok yapmıyor bildiğim, halkların bildiği şeyler olsada, bunlar esasta Şamanlar ve yardımcıları için olsa gerektir.

    İkinci safhada adı geçen enerji omuzlara yöneltilir ve omuz hareketleri ile birlikte ritim ve melodi değişir. Fizik bedendeki son durak olan baş hareketi başladığında müzisyenler ritmi ve melodiyi uygun şekilde icra ederler.


    Sonraki bölüm seansın en önemli yeri olup; baksı, bu bölümde serbest ritim ve melodi ile sezgilerine yönelir ve improvize (içine doğduğu gibi) dans ile trans (vecd, istiğrak, duyguların yücelmesi) haline girer. Trans sırasında hasta için neler yapılması gerektiğine ait bilgileri, sezgileri ile algılar ve uygular. Bu bölüm sonsuzluk ve ölümsüzlük, değişmeyen bilgi ile bir olma bölümü olarak tarif edilir.


    Daha sonra dönüş başlar, baş, omuz ve kol hareketleri sıra ile uygulanıp yer bağlantısı sonucu oturularak seansa son verilir. Seansın süresini genellikle baksı tayin eder.
    Hasılı bunlar zaten bizlerin yapabileceği şeyler değiller, normalde zaten normal insanların bile yapabilecekleri şeyler değil bunlar. :))

    Trans, vecd halleri insanları aşar, o yüzden kendinizi çok yüklenmeyin, benim diyen yapamaz bunları kolay kolay. :))



    Reiki konusunda bildiğim bir şey olmadığı için bir şeyler demem doğru olmasa gerektir, lakin enerji, ruh deyince Wiki den baktığım kadarıyla, bunların insan üstünde müspet etkileri illaki olacaktır. Reiki sanki Şamanik dünyanın Şehir yaşamına bir uyarlaması gibi görünüyor, zaten uzak doğuda hangi inanca, uygulamaya el atsanız altından Şamanik dünya çıkacaktır.

    Gerçi sonradan Şamanik dünyayı beğenmeselerde, kendilerini ayırsalarda, bu da onların gerçeği maalesef.



    Ek: video linkini gönderdim.
  • monomono Yükleniyor... 5,146 Ankara
    Şamanik dünyanın bakış açısından, elim erdiğince biraz daha bahsedeyim.

    Herşeyi öyle kafanıza göre kullanamazsınız, harcayamazsınız, örn. üşüttünüz bir bitki mi toplayacaksınız, sadece o güne ait 1 günlük toplayabilirsiniz, fazlası cıss...tır.
    Ormanın ruhları buna kızabilir/kızar.
    Öyle gidip bir derede de cabbur cubbur yıkanamazsınız, bulaşıklarınızı yıkayamaz, elinizi dahi sokamazsınız, çünkü su kutsaldır, kirletilmemelidir, gereğinden fazla asla kullanılmamalıdır.
    Örn. Cengiz Han kanunlarında, suyun dereden veya kuyulardan kab ile alınmasını, el sürülmemesini veya elbiselerin iyice kirlenmeden yıkanmamasını emreder.
    Tabi bunlara uymamanın cezası kısaca ölümdür, affı yoktur.
    Moğollarda Tengricilik olsada, Şamanlıktan kalma bir çok adet vardır, bu bizde de böyledir aslında, hatta bazılarını Halk din bile zanneder, o derece derinlere işlemiştir Şamanizm.

    Kısaca Şamanik dünyanın mantığında su temizlenmek içinde değildir, sadece mecburiyetten kullanılır, o da çok kısıtlı bir biçimde kullanımı vardır.
    Elbiseniz mi kirlendi, bırakın iyice kirlensin, sonrada kaldırın atın veya yakın, makbul olanı budur.

    Şamanik dünyada esas temizleyici unsur Ateştir.!
    Çünkü ateş, başka hiç bir maddenin olmadığı kadar mikropsuz, bakterisiz, kirsiz, tozsuz vs. bir ortamdır.
    Su bile ateş kadar saf halde değildir, o yüzden hiç bir şey ateş kadar temizleme gücüne sahipte değildir.

    Şimdi bu mantıktan yola çıkarak örn. İskitler suyu asla kişisel bir temizlik malzemesi olarak kullanmazlarmış, ateşin gücünden istifade ederlermiş.

    Nasıl mı?
    İskitler kenevir tohumunu alırlar, keçe örtülerin içerisine girerler ve bu tohumları kızgın taşın üzerine atarlar; tohum taşa değince tütmeye başlar, çıkardığı buğu Yunanistan’daki hamamlarda bile bu kadar boğucu bir buğu olmaz. İskitler bu buğuyla bayılırlar ve keyiften haykırırlar.
    Bu onlara yıkanma yerine geçer, çünkü gövdelerine hiç su değdirmezler.

    Kaynak: İskit, Hun ve Göktürklerde Sosyal ve Ekonomik Hayat - Ayhan Balaban, İlhami Durmuş

    Kadınlar ise ekstradan selvi ve sedir ağaçları, çam sakızı vs.ler ile yaptıkları bir nevi güzellik merhemi ile vücutlarını kaplayıp, tüm vücuda maske uygularlarmış.

    Özetle Sauna benzeri bir hamama girip, ter atarak, en derindeki kirlerin bile çıkması sağlanırmış ki, bunun altında yatanda, ateşin temizlik gücünden istifade etmekmiş.

    Ama artık bu kültürler, bilgiler unutuldu gitti, ortada kalanlarsa, yeni kültürlerin etkisiyle anlamları değişti.

    Geçen sene bir cenaze dolayısıyla kışın köye gitmiştim, meşe odunlarıyla yana sobaya, boynumu verdim, terledim piştim tabi, 10-15dk. durdum, sonra çıktım dışarı biraz hava aldım, tekrar içeri tekrar girdim gene verdim, böyle 4-5 sefer yaptım...
    Boynuma bir iyi geldi, bir iyi geldi, ulan dedim bu soba işi ne iyiymiş, helva gibi oldum valla demiştim.
    Boynum ne acıyor, ne dönmede o kadar sıkıntı veriyor, acayipti ama tabi millet cenaze telaşında olunca, size kim bakar. Zaten 1 gece kalmıştık, ertesi günde ayrılmıştım.
    Hasılı tadını fazla çıkartamadım ama içimde bir uhte olarak kaldı.

    Ez-cümle bizi temizlerse ateş temizler gibime geliyor. :)) AS yi de bir kir olarak görürsek, ne dersiniz bu mümkün olabilir mi?

    Var mı böyle ateştir, sobadır, saunadır deneyimleriniz?
  • efe14efe14 263 Bolu
    Patron ; bu sobadaki ateşin bana da iyi geldiği tecrübelerimle sabittir. Köye gidince odunu bolca atıyorum. Ama yaylaya çıkınca işi biraz daha abartıyorum. :))  Sıcağı eklem yerlerimiz pek bir seviyor. Eklemler yumşayıp bir güzel olunca tatlı bir yorgunluk çöküyor ve bir mırnaw gibi sobanın dibinde saatlerce uyuyorum. :super:
  • monomono Yükleniyor... 5,146 Ankara
    Teşekkürler sevgili @efe, helede şu yazdıklarından sonra adeta bu dünyaya boş gelmişim, öylede boş gideceğim gibi bir hisse kapıldım iyimi.   :whistle:
    Odun sobası olayı gerçekten bir başkaymış, ben fi tarihin birinde 1-2 sene kömür sobalı evde de oturmuştum, lakin onda bu olay yoktu, odun sobasının tütmesi bile zarar vermiyor yav.

    Kafaya koydum bu perşembe bi sauna yapacağım,  benim bir komşu var Ankarada ne kadar hamam/sauna varsa dolaşmış biri, 2 yer söyledi ki hiç bilmiyordum, yeni açılmışlar, ücrette 25 liraymış.

    Biri Sincanda, şehrin içinde hem hamam ve hemde kaplıca olayı.

    http://www.harikabaskenttermal.com/

     

    Biride Yeni Mahallede ANKAROMA diye bayağı modern bir yer.
    http://ankaroma.com/

     

    Yenimahalle bana daha yakın oraya gideceğim bakalım, şu Sauna olayı nasılmış bir test edeyim, kuru veya buhar bakalım hangisi bana uygun olacak bakalım bakalım.
  • Sizlere tezat cevap vermiş gibi olmak istemiyorum değerli büyüklerim. Normalde pek sevmem saunayi ama bu pazar spordan sonra saunaya girdim, biraz gevseyeyim diye. Cok fazla da kalmadım ama, as teshisinin konulmasinda etkin olan sakroileitin, verdiği ağrının üst kısmında belimin biraz üstünde ic kisimda yanmali ağrı başladı saunadan 2-3 saat sonra. Dün akşam da epey arttı, bugün iyiyim.1,5 aylık tedavi sürecimde,  ilk ciddi agri, artik saunadan mi, spordan mi yoksa olacagi vardi da mi oldu bilemedim   :))    :))
  • efe14efe14 263 Bolu
    @mono dedi...
    Teşekkürler sevgili @efe, helede şu yazdıklarından sonra adeta bu dünyaya boş gelmişim, öylede boş gideceğim gibi bir hisse kapıldım iyimi. :mad: Odun sobası olayı gerçekten bir başkaymış, ben fi tarihin birinde 1-2 sene kömür sobalı evde de oturmuştum, lakin onda bu olay yoktu, odun sobasının tütmesi bile zarar vermiyor yav.
    Sevgili patronum seni yayladaki evde bulunan soba ile tanıştırmak artık bize vacip oldu.  Rabbim geç eylesin bu dünyadan göçüşünü ama göçmeden önce de içini doldurmalıyız ki heybenle boş gitmeyesin. :cool:  Yayla deyince eski ahşap evler aklına gelir ama artık o evlerden kalmadı gibi birşey. Davet ettiğim evde şebekeli su, banyo kazanı, musluklardan kazan sayesinde akan sıcak su, elektirik, çanağa bağlı tv, modern bi mutfak altta kapalı  garaj vs mevcut. Yerini soracaksan o da sana çok yakın. Kartalkaya nın dibinde. Kartalkayay ya 3 km mesafede kalıyor. kış mevsiminde gelirsen kayak yapanları izleriz. (biz nasıl olsa yapamıyoruz :(  :(   )

    Odunların yanar iken çıkardığı sesleri beraber dinleriz. Ne dersin?
  • emosemos 1,088 Istanbul
    JR , acaba saunadan o sicakla cikip usutmus olabilirmisin .gevsemis olan kaslar birden sertlestimi acaba.
    ben iki yil once kaplicaya girmistim.suyun icindeyken inanilmaz yumusakdim ama havuzdan adimi atar atmaz tas gibi olmustu butun vucudum.belki alakali degil ama aklima gelmisken yazmak istedim.
  • emosemos 1,088 Istanbul
    Efe ve mono , sobanin ustunde siz kestane de yapar caydanligin cikardigi sesi de dinlersiniz artik.hadi bakalim keyfiniz bol olsun.
  • efe14efe14 263 Bolu
    @emos dedi...
    Efe ve mono , sobanin ustunde siz kestane de yapar caydanligin cikardigi sesi de dinlersiniz artik.hadi bakalim keyfiniz bol olsun.
    Emine Hanım bu davetim tüm dostlar için de geçerlidir.

    Sakın kırılıp bana darılmayasınız. :rose: Sizleri Kartalkayanın eteklerinde ağırlamak, İlkbaharda akan sulardaki Göknar ağacının çam sakızının kokusunu tadaraktan içirmek, sapsarı açan düğün çiçekleri arasında sırtüstü uzanıp gökkubbede koşturan bulutları izlettirmek ve bol oksijenli havadan ciğerlerinizi patlatırcasına çektirmek isterim. :super:

    (Diyeceksiniz ki bu ortamda da AS li olunur mu. :( Olunmaz ama biz olduk işte. Buna da şükür
  • Yok emine abla kas ağrısı değil gibiydi. Sakroileite çok benzer şekilde,  sabit durunca bişey yoktu, ama 1 cm hareket ettirmiyordu. Neyse ki geçti şimdilik. Ben de tam araya girmişim ya   :))  sizler kestaneden, çaydan,  ateşin sesinden bahsederken azıcık araya limon sıkmış oldum. Kusura bakmayin  :-[

    As lidir ne yapsa yeridir dedikleri gibi sığınacak bir bahane de var.  :))
  • emosemos 1,088 Istanbul
    Kirilmakmi ????? Estagfurullah kardesim.ince davetin icin tesekkur ederim.zaten o kadar guzel anlatmissinki butun form ahalisi , ilkbahari iple cekecegiz :)))
    Bu arada kayak yapamazmisiz.kim demis ???? Unuttun galiba arkamizda koskoca bir LDN miz var artik . ne dersin.:)))
  • monomono Yükleniyor... 5,146 Ankara
    JR, Sauna da ağrını arttırmış olabilir, zira geçmişte hamam/kaplıca hikayelerinde bazı arkadaşlar kilitlendiklerini bile söylemişlerdi. Ben çok gittim hamam kaplıca hiç öyle şeyler olmadığı için rahatım birazda, fakat bazılarında aşırı sıcak ters tepebilir.
    Spordan da olabilir, + terleyip üşütürsende olabilir, artık havalar soğumaya geçti malum.
    @efe14 dedi...
    Sevgili patronum seni yayladaki evde bulunan soba ile tanıştırmak artık bize vacip oldu. Rabbim geç eylesin bu dünyadan göçüşünü ama göçmeden önce de içini doldurmalıyız ki heybenle boş gitmeyesin. :cool:
    Eyvallah, sağ olasın.
    @efe14 dedi...

    Yayla deyince eski ahşap evler aklına gelir ama artık o evlerden kalmadı gibi birşey. Davet ettiğim evde şebekeli su, banyo kazanı, musluklardan kazan sayesinde akan sıcak su, elektirik, çanağa bağlı tv, modern bi mutfak altta kapalı garaj vs mevcut.
    Ohh oh.
    @efe14 dedi...
    Yerini soracaksan o da sana çok yakın. Kartalkaya nın dibinde. Kartalkayay ya 3 km mesafede kalıyor. kış mevsiminde gelirsen kayak yapanları izleriz. (biz nasıl olsa yapamıyoruz :( :( )
    Ne kötü değil mi izlemek ama çokta merak etmiyorum, çocukken bir kaç kere düşmüştümde feleğim şaşmıştı.
    Kar buz olunca dışarı bile çıkmaya korkar oldum ki kayak bizi bozar vesselam.
    @efe14 dedi...
    Odunların yanar iken çıkardığı sesleri beraber dinleriz. Ne dersin?
    Valla güzel fikir neden olmasın, hele biraz bir düzeleyimde bakalım, yakalım gitsin herşeyi.    :yahoo:
  • emosemos 1,088 Istanbul
    Neyseki toplamissin Jr.Tekrar gecmis olsun.
    araya falan girmen onemli degilde , mono bey bizi teker teker siteden atacak yakinda , ondan korkuyorum.yine farkli bir konunun altinda konuyu saptirmis gibi gorunuyoruz :)
    Ozur dileyerek gidiyorum :)
  • efe14efe14 263 Bolu
    @emos dedi...
    Bu arada kayak yapamazmisiz.kim demis ???? Unuttun galiba arkamizda koskoca bir LDN miz var artik . ne dersin.:)))
    Neden olmasın. ^-^

    Afişini dahi imdü düşündüm.

    AS li ama o bir LDN li :))

     
Yorum yapmak için Oturum Açın yada Kayıt Olun .

Bugün doğanlar

sarac ucqtresa mehmethakan konuksever01 Emrebal11896663 dengiz mrsnacak