Prof.Ahmet Aydın dan romatizma ve beslenme ile ilgili öneriler

Merhabalar.Benim için önemli bilgiler içeren bu röpörtajı faydalanmak isteyenler olabilir diye paylaşmak istedim.Uzun bir yazı ama bilgiler çok değerli.
Prof. Dr. Ahmet Aydın
Romatizmal ve diğer iltihabi (enflamatuar) hastalıklarda beslenme
Erişkin nüfusun en az dörtte üçünde kronik iltihabi bir hastalık var. Bunların başında koroner kalp hastalığı, dişeti kanaması, gastrit, ülser, astım, alerjik nezle, tiroidit, sedef hastalığı, bazı kanserler, kas ağrısı, eklem ağrısı, kronik yorgunluk, ülseratif kolit, Crohn hastalığı, romatoid artrit, osteoartrit, sedef hastalığı ve lupus gibi iltihabi hastalıklar ve bunun gibi birçok daha hastalık var.

Bu hastalıklar süründürüyor hatta öldürüyor da. Statükocu tıp dünyası bu hastalıkların gerçek nedenlerini ya bilmiyor ya da tedavi edilecek müşteri sayısı azalmasın diye bu bilgileri gizliyor. Bu yüzden iltihabi hastalıklar son yıllarda bir salgın gibi yayılıyor ve bu gidişle yayılmaya da devam edecek. Editörümüz Prof. Dr. Ahmet Aydın’a göre sağlıklı gıdaları yer ve yeteri kadar güneşlenir, hareket eder ve su içersek bu hastalıklara yakalanmamak, ya da yakalanılmışsa bunlardan tam ya da kısmen kurtulmak mümkün. Yeni sayımızı bu konuya ayırdık. Yine söyleşi tarzında. İlginizi çekeceğini umuyoruz.


Hocam romatizmal hastalıklar da çok çoğaldı, bu hastalıklardan biraz bahsedebilir misiniz?

Bahsedeyim. Erişkin nüfusun en az dörtte üçünde kronik iltihabi bir hastalık var. Bunların başında koroner kalp hastalığı, dişeti kanaması, gastrit, ülser, astım, alerjik nezle, tiroidit, sedef hastalığı, bazı kanserler, kas ağrısı, eklem ağrısı, kronik yorgunluk, ülseratif kolit, sedef hastalığı, Crohn hastalığı, romatoid artrit, osteoartrit ve lupus gibi hastalıklar geliyor.

Bu hastalıklar süründürüyor hatta öldürüyor da. Statükocu tıp dünyası bu hastalıkların gerçek nedenlerini ya bilmiyor ya da tedavi edilecek müşteri sayısı azalmasın diye bu bilgileri gizliyor. Bu yüzden iltihabi hastalıklar son yıllarda bir salgın gibi yayılıyor ve bu gidişle yayılmaya da devam edeceğe benzer.

Hocam okurlarımızın daha iyi anlayabilmesi için iltihabın ne olduğunu anlatabilir misiniz?

İltihap (enflamasyon), dış ve iç etkenlerin tahribatına karşı, damar, bağ doku ve hücrelerin bir arada yürüttüğü bir korunma reaksiyonu. Tahribat yapan etken ortadan kalkınca organizma kendini onarma çabasına giriyor, daha sonra işler yolunda gidiyorsa hasarlı doku yenileniyor. Buna akut iltihap deniyor. Ama organizma düşmanla baş edemezse iltihap süreğenleşiyor, onarım süreci aksıyor, tam anlamı ile bir düzelme olmuyor. Buna da kronik iltihap deniyor. İltihap denilince genellikle mikrobik bir iltihap anlaşılıyor, ama iltihapların çoğunluğu mikropsuz.

Akut iltihap birkaç saat – birkaç gün sürer, histamin salgısı artar. Histamin damarları genişletir ve geçirgenliğini artırır. O bölge kızarır ve ısısı artar. Kan ve iltihap hücreleri (çok çekirdekli akyuvarlar, nötrofiller) bu bölgeye hücum eder. Kanın suyu ve proteinleri damar dışına çıkıyor ve o bölge şişiyor. Histamin sinir uçlarında prostaglandin ve bradikinin gibi kimyasalları da artırır ve onlar da ağrıya neden olur.

Kronik enflamasyon ise yıllarca hatta ömür boyu sürebiliyor. Kronik enflamasyonda olay yerinde tek çekirdekli akyuvarlar (lenfosit) ve makrofajlar (yutan hücreler) bulunuyor. Kronik enflamasyon her zaman akut enflamasyonu takip etmiyor. Hatta çoğu zaman sinsi olarak ortaya çıkıyor.

İltihap vücudumuz için iyi bir şey mi?

Hem iyi, hem kötü. İyi çünkü iltihap sırasında bağışıklık sistemi kendinden olmayan yabancı maddelere ve mikroorganizmalara saldırarak onları yok etmeye çalışıyor ve çoğu kez de bunu başarıyor. Vücudunuz iltihap oluşturamıyorsa hayatınızı sürdürmeniz mümkün değil. Normal şartlarda iltihap zararlı etkenleri etkisiz hale getiriyor. Ama bunu tam anlamı ile beceremezse, yani kronikleşirse size zarar vermeye başlıyor.

Normal koşullarda bağışıklık sistem kendinden olana ise saldırmıyor. Kronik hastalıklarda ise bu immün (bağışık) tolerans kayboluyor. Bu
durumda bağışıklık sistemi kendi dokularına da saldırıyor ve hedef organlarda aşırı ve dizginlenemeyen bir iltihaba neden oluyor. Bu tip kronik iltihabi hastalıklara özbağışıklık hastalıkları (otoimmün hastalıklar) deniyor.

Bunların başında koroner kalp hastalığı, dişeti kanaması, gastrit, ülser, astım, alerjik rinit, tiroidit, sedef hastalığı, bazı kanserler, kas ağrısı, eklem ağrısı, kronik yorgunluk, ülseratif kolit, Crohn hastalığı, romatoid artrit, osteoartrit ve lupus gibi romatizmal hastalıklar ve bunun gibi birçok daha hastalık var. Erişkin nüfusun en az dörtte üçünde bu hastalıklardan en az biri mevcut. Bir başka sorun da iltihabi bir hastalığa sahip bir hastanın başka bir iltihabi hastalığa ya da hastalıklara sahip olma olasılığının da yüksek olması. Aslında iltihabi hastalıklar ağaç dallarına benziyor. Biliyorsunuz dallar ayrıdır ama aynı gövdeden çıkarlar. Anlayacağınız bu hastalıklar hep aynı kaynaktan beslenirler.

Peki, sizce bütün bu kronik hastalık salgınını nedenleri ne?

Çok nedeni var. Bunların çoğu yediğimiz içtiğimizle ilgili, özellikle geleneksel beslenme tarzının büyük ölçüde terk edilmesine bağlı. Modern beslenme geleneksel beslenmeden belki de on kat daha iltihap yapıcı özelliklere sahip. İsterseniz önemli olanların üzerinde biraz duralım.

Çok iyi olur

Birinci neden unlu-şekerli gıdaların aşırı tüketilmesi. Bu gıdalar metabolik sendrom yaparak kronik iltihaba zemin hazırlıyorlar. Modern beslenme geleneksel beslenmeden belki de on kat daha iltihap yapıcı özelliklere sahip (1).

Unlu şekerlileri fazla yiyen kişiler daha az taze sebze ot ve baharat kullanıyor. Bu konuda kırmızı biber, zerdeçal, zencefil, şeytan pençesi ve çeşitli otlar ile yapılmış çalışmalar var (2-7 ).

İkici neden daha önce konuştuğumuz omega-3/omega-6 dengesinin azalması. Bu da kronik iltihabın ana nedenleri arasında. Ayçiçeği, mısır ve margarin gibi omega-6 yağ asitlerinden zengin yağlar ikinci grup prostaglandinler ve 4. grup lökotirienlerin aşırı yapılmasına neden oluyorlar. Bunlar iltihap yapıcı maddeler. Buna karşılık balık yağı gibi omega-3 yağ asitlerinden zengin gıdalar 3. grup prostaglandinler ive 5. grup lökotirienleri yapıyorlar. Bunlar ise tam tersine iltihap önleyici maddeler. Omega-3 yağ asitleri başta romatoid artrit olmak üzere birçok kronik hastalığın tedavisinde başarıyla kullanılmakta, hem de çok az yan etkiyle ( 8, 9).

Üçüncü önemli neden bağırsaktaki faydalı mikropların (probiyotiklerin) azalması. Mesela yeni tanı almış romatoid artritli ve ankilozan spondilit hastaların bağırsak florasının normal olmadığı ve bağırsak geçirgenliğinin arttığı gösterilmiş (10). Hatta bu hastalıkları örneğin romatoid artriti antibiyotiklerle de tedavi eden hekimler de var.

Bağırsak mikrop düzeninin bozulması sonucunda bağırsak geçirgenliği artıyor ( 11, 12). Sindirilmeyen protein parçacıklarının (buğday, süt ve baklagil proteinleri gibi) kana geçmesi, bağışıklık sistemini uyarıyor; kronik iltihabi bir süreç başlıyor. Bu süreç sadece bağırsakta değil bağırsak dışı birçok organda da iltihabi hastalıklara yol açabiliyor.

Birçok tahıl, baklagil ve yerfıstığında lektin denilen maddeler var. Lektinler bağırsak hücreleri ve lenfositleri olumsuz etkiliyor. Bunlar iyi sindirilmezse bağırsak engelini rahatlıkla geçmekte ve eklem zarını etkilemekte (13). Probiyotiklerden zengin bir diyetin antiromatizmal ilaç ihtiyacını azalttığı, klinik bulguları hafiflettiğini gösteren çalışmalar da var (14).

Glütensiz (buğday proteini) bir diyet ile romatoid artrit ve mültipl skleroz gibi hastalıkların belirtilerinin hafifleyebileceği çeşitli çalışmalarda gösterilmiş (15, 16). Süt proteini, buğday proteini ve baklagiller 5 milyondan daha uzun olan insanlık tarihinde diyete en son (yaklaşık 5-10 bin yıl önce) eklenen yitecekler. O nedenle bu yiyeceklerin sindirilmesi diğerlerine oranla daha zor ve daha problemli.

Dördüncü temel neden iltihap azaltıcı, serbest radikal temizleyici (antioksidan) bitkilerin, sebzelerin, otların daha az yenilmesi. Bunların başında zerdeçal, ısırgan tohumu, keten tohumu, kekik, dereotu,
maydanoz, fesleğen, roka, tere, nane, sarımsak, soğan, kırmızıbiber, karabiber, zencefil, kimyon, tarçın gibi otlar ve baharatlar geliyor (17, 18).

Beşinci neden de D vitamini yetersizliği. Dünya nüfusunun en az dörtte üçünde gizli veya aşikar D vitamini yetersizliği mevcut. Örneğin Türkiye’deki kadınların da yaklaşık dörtte üçünde D vitamini yetersizliği var.

D vitamininin çok iyi bilinmeyen bir özelliği de iltihap giderici olmasıdır. Bu bağlamda beş yıl önce yapılan bir çalışma çok önemli. Yaşları 55-69 arasında değişen 29,368 kadın 11 yıl süre izlenmiş. Bu süre içinde 152 kişi romatoid artrit olmuş. Detaylar inceleninde günde 400 ünite D vitamini kullananlarda kullanmayanlara göre romatoid artrit %30, mültipl skleroz ise %40 daha az görülmüş (19). Günlük olması gereken dozun bunun en az 10 katı (4000-5000ünite) kadar olması gerektiğini düşündüğümüzde oldukça iyi bir koruma oranı.

Altıncı temel neden kronik susuzluk. Daha önce su konusunda anlattığımız gibi insanların çoğu susuz olduklarını hissedemiyorlar. Ağız kurumadan önce su kaybı oluyor. O sırada histamin dediğimiz madde su düzenini sağlamakla görevli olarak ortaya çıkıyor. Bu sırada renin-anjiyotensin-aldosteron (RAA) sistemi etkinleşerek kol bacak damarlarını büzüştürüyor. Amaç kanı öncelikle beyin, böbrek ve akciğer gibi hayati organlara göndermek. Bu sırada eklemler ve diğer çok hayati olmayan organlar da susuz kalıyor; deyim yerinde ise buruşuyor.

Konunun başında konuştuğumuz gibi histamin iltihabın nerdeyse her aşamasında yer alıyor. Ayrıca sinir uçlarında 2. grup prostaglandinleri ve bradikinin gibi kimyasalları artırıyor ve bunlar da ağrıya neden oluyor. Histamin karşıtı ilaçların fazla bir faydası olmuyor. En iyisi suyu vermek. İdrarınız açık çıkacak şekilde bol su içerseniz iltihap ve ağrılar azalıyor.

Resim 1. Romatoid artritli bir hasta



Kronik iltihabi hastalıklar ve/veya romatizmal hastalıkların klasik tedavisi nasıl yapılıyor?

Birçok iltihabi hastalığın tedavisinde iltihap azaltıcılar kullanılıyor (steroidler, steroid dışı iltihap azaltıcılar, metotreksat, TNF-alfa kırıcılar, azathioprin, klorakin, metotreksat, altın tuzları, penisilamin, sülfosalazin vb). Ama bunlar geçici olarak şikâyetleri maskeliyor; yani deyim yerindeyse pisliği halının altına süpürüyor.

Statükocu tıp gerçek sebepleri ortaya koyup hastalıklardan korunma yoluna gitmiyor, bu ilaçları çok kullanıyor. Hastalıklar yıllarca sürdüğü için iyi de para kazanılıyor. Ayrıca bu ilaçların çok sayıdaki yan etkisi de var; ülser, şişmanlık, kemik bozuklukları, depresyon, kanser, enfeksiyon hastalıkları gibi. Bu yan etkilerin kontrol altına alınması karşı kullanılan ilaçların ve diğer tedavi yöntemlerine harcanan para ciroyu daha da artırıyor.

Bilinen yan etkilere ilaveten ölüm gibi daha vahim durumlar da oluşuyor. Bu meyanda Viox adlı iltihap giderici ilacı hatırlıyorsunuzdur herhalde. Ölüm ve felçlere neden olduğu için toplatıldı. Üstelik çok daha önce bu ilacın çok zararlı olabileceği söylenmesine rağmen, yıllarca kullanıldı hastalarda. Yazık!

Peki, siz bu hastalıkların nasıl tedavi edilmesini öneriyorsunuz?

Aşağıdaki öneriler romatoid artrit, lupus, mültipl skleroz, sedef hastalığı, Crohn hastalığı, kolitis ülseroza, koroner kalp hastalığı, mültipl skleroz gibi birçok kronik hastalık için de geçerli.

Taş devri diyetini uygulayın
Baklagilleri diyetten çıkartın ya da iyice azaltın.
Glutensiz-kazeinsiz diyeti (gluten= buğday proteini, kazein=süt proteini) deneyin.
Omega-3/omega-6 yağ dengesini düzeltin.
Margarin ve sıcak preslenmiş poliansatüre yağları (ayçiçek, mısır, soya, kanola) yemeyin.
Probiyotiklerden zengin gıdalarla beslenin veya probiyotik preparatlardan birini kullanın.
D vitamini düzeylerinizi en optimal düzeye çıkartın
Romatoid artrit gibi kronik enflamatuvar hastalıklarda antienflamatuvar(iltihap giderici) etkiyi elde etmek için günde en az 2000-2500mg aktif balık yağı (DEHA+EPA) alınmalıdır aksi halde tedavi fazla etkili olmuyor. Keten tohumu
(ALA) aynı etkiyi göstermiyor.

Optimal dozu alabilmek için kan D vitamini düzeylerini ölçmek gerek (25-hidroksi D vitamini; 1, 25-dihidroksi D vitamini değil!). Kan D vitamini düzeylerini 40-120 ng/dL arasında, hiç değilse 50-60 ng/dL’nin üstünde tutmak gerekiyor. Bence ideali 100ng/dL civarı.

İstenilen düzeylere çıktıktan sonra, erişkinler için günde 5000 ünite (D vit-3 damla, 50 damla) ya da 2 ayda bir 1 ampul D vitamini (300,000 ünite), çocuklar için her 12.5 kg başına 1000 ünite (10 damla) güvenle kullanılabilecek rakamlardır.

Aşağıdaki otlar ve vitaminler de antioksidan ve iltihap giderici etkileri ile romatizmal hastalıklarda oldukça yararlı;

1 kase kefir, ya da ev yoğurdunun içine
1 tatlı kaşığı zerdeçal tozu
1 çay kaşığı zencefil
1 çay kaşığı çekilmiş üzüm çekirdeği
1 çay kaşığı çekilmiş ısırgan tohumu
1 çay kaşığı
1 çorba kaşığı çekilmiş keten tohumu
2 diş yeni ezilmiş sarımsak
Bundan günde 1-2 kase kadar yiyebilirsiniz. Ayrıca içine sevdiğiniz diğer baharatları da koyabilirsiniz.

Sızma zeytin yağı içine kekik, kırmızı pul biber, fesleğen kurusu, nane kursu koyarak küçük bir kaşıkla yiyebilir ya da salatalarınızda sos olarak kullanabilirsiniz.

Çeşitli otlardan yapılan salataları bolca yiyin (kıvırcık, roka, fesleğen, kuzu kulağı, ıspanak, tere, reyhan, taze nane, taze kekik, kırmızı lahana, beyaz lahana, karnabahar, brokoli, turp, havuç vb)

Önemli not:

Yukarıdaki beslenme şekli ve besin takviyeleri kullandığınız ilaçların miktarını hekiminize danışınız

Yorumlar

  • Şule Hanım,paylaşımınız için çok teşekkürler.okudum çok güzel bilgiler içeriyor,uygulamak lazım,İnşanlah hepimize fayda getirir,Bol sağlıklı günler diliyorum.sevgilerimle!!! :silly:
  • sulesule Yükleniyor... 81 Elazığ
    Teşekkür derim  Ayşen Hanım .İnşallah ilaç dışında çözüm yolları arayan arkadaşlarımıza yol gösterici olur. Romatoid artriti olup bu yöntemle şifa bulan ve ağrıları azalan kişiler olmuş.(http://beslenmebulteni.com/forum/viewtopic.php?f=14&t=1099) Ben şuan( kan sulandıran gıdalar dışında) bu şekilde besleniyorum.Öncesinde azalttığım ve yemediğim gıdalar vardı ama bir haftadır radikal biçimde hepsini bıraktım.Uygulamayı düşünen arkadaşlarım olursa ilk 3 gün pes etmezseniz (mutsuzluk-baş ağrısı) inşallah sonrası kolay oluyor.Kullandığım bağışıklık güçlendiriciden dolayı As bende ağırlaşacak. O yüzden ben diyeti yapmak zorundayım bu durum beni pes etmeden diyeti uygulamak zorun da bırakıyor.Eğer sizde uygulamak isterseniz inanıyorumki Allah kolaylaştıracaktır.Sağlıklı günler dilerim.
  • :(  :(  :( Şule Hanım merhaba;ben de bugün 9 gündür diyet yapıyorum ağrılarım da az da olsa azalma oldu,Yanlız bugün başım döndü epeyce zaman, diyettenmidir bilemiyorum.Bu arada her gün ağıran bölgeye kupa vurmaya başladık,sanırım onunda faydası olacak.Ağrıların dışın da kronik bir yorgunluğum var.Bunun için ne yapabilirim bilmiyorum.Bazan kendimi 70 yaşında hissediyorum,üzülüyorum(yaşım54) Allahım bu günlerimizi aratmasın.Amin.Hepimize geçmiş olsun.
  • sulesule Yükleniyor... 81 Elazığ
    Ayşen abla sanırım baş dönmeniz diyetten olmalı.Tansiyonunuz yada kan şekeriniz de iniş çıkış olabilir.Acaba açmı kalıyorsunuz?.Ben diyetimde yağ kısıtlaması yapmadım buda açlık çekmememi sağlıyor.
    Bende uzun yıllar hep yorgunluk çektim.Bazen elimi kaldırmaya takatim olmazdı.Fizik tedavi doktorum ağrı ve yorgunluğumun geceleri derin uyumayışıma (sabaha kadar çok sık uyanırdım) bağlı olduğunu söyleyip 6 ay hafif bir antidepresan içmemi önerdi.Ağrıdan uyumak ne mümkün ama 15 gün sonrası sabah olunca gözlerimi açmaya başladım.Dinlenmiş olarak uyanınca biraz daha dinçleştim boyun ve göğüs arkasındaki ağrılarım çok azaldı.Geçen yıl d vitamini ölçümü yaptırdım.Sonuç çok düşüktü.2 ay d vitamini alınca Allaha şükür yorgunluktan kurtuldum.Sizdede benzer durumlar varsa belki sizde tedaviyle düzelebilirsiniz.Çok geçmiş olsun
  • :mail: Sule'ciğim yorumların için teşekkürler.Doğru yemeklere koyduğum yağın(sızma ve tereyağı)dışın da kahvaltı da yağ tüketmiyorum,kilo almaktan korktuğum için,çünkü kiloluyum,bu ara karbonhidrattan da uzak durdum,galiba bütün bunlar beni sarstı.Bana ağrılarımla ilgili olarak Algoloji Doktoru Noröpati teşhisi koydu ve Alyse 150  mg.2x1verdi o ilaç benim hem iştahımı açtı hem de uyku hali vererek bana halsizlik yaptı.As içinde şimdilik sadece Dikloron içiyorum.işte böyle sonumuz iyi olur İnşanlah.Benim de senin gibi D vitaminim düşük iğne oldum.Her şeyin gönlünce olması dileğimle.
  • Ayşen Hanım merhaba, ben birşey danışmak istiyorum benim sağ kalçamda tarif edemediğim dişlerimi bile sızlatıp tabir yerindeyse içimi gıcıklatan bir ağrı oluyor bu ağrı sağ koluma ve sağ bacağıma vuruyor ama bu as nin ağrısına benzemiyor. Anlatıyorum kimse anlamıyor bu nöropatik ağrı nasıl bir ağrı biraz tarif eder misiniz?
  • omerrrromerrrr 44 Diyarbakır
    Merhaba arkadaşlar 2,5 aydır ilaclarimi (salazoprin ve rantudil retard) bıraktım ve dogal beslenmeye çalışıyorum ve  paketlenmis hiç bir ürünü tüketmemeye çalışıyorum,  haftada 1 kele paça içiyorum vb. Sizin önereceginiz besin takviyeleri var mi? Teşekkürler 
  • monomono 5,146 Ankara
    Doğal tuz ve su, sirke, jelatin, BCAA, maden suyu vs. gibi bir sürü konu var aslında, bu konularımızı incelersen, her birinin ayrı ayrı faydaları olduğunu göreceksiniz.
    Tabi abartmamak şartıyla, ata sözünde geçtiği gibi, fazlası zarardır.

    Sevgiler
  • omerrrromerrrr 44 Diyarbakır
    Teşekkürler maden suyunu günde 1 adet limonla karıştırıp içiyorum, yeterince su  da tüketiyorum,  dogal tuz nasıl temin edebilirim...
  • monomono 5,146 Ankara
    Ben buradan kaya tuzu sipariş verip getirtmiştim.
    Sipariş zor olursa deniz tuzu da olur, marketlerde de kolayca temin edilebilir, Carrefursadan billur marka almıştım. Deniz tuzu granül biçiminde olduğu için, birde tuz değirmeni olması gerekiyor.
    Onuda bağdat baharatlarının değirmen + deniz tuzu var, öylede alabilirsiniz 7-8 lira bir şeydi oda.
  • omerrrromerrrr 44 Diyarbakır
    Sağlasın abi teşekkürler. ..
    (1) mono
  • hakan_01hakan_01 499 İzmir
    Sule hanım kullandığım bağışıklık sistemi günlendiriciden dolayı as bende ağırlaşacak demişsiniz..  bunun nedenini merak ettim.. biraz daha bilgi verirmisiniz veya konu ile ilgili bilgisi olan arkadaşlar açıklarsa sevinirim..
Yorum yapmak için Oturum Açın yada Kayıt Olun .

Bugün doğanlar

sarac ucqtresa mehmethakan konuksever01 Emrebal11896663 dengiz mrsnacak